DEV-LİS HAYALETİ – Harun Boran Yılmaz

Türkiye’de bir hayalet dolaşıyor. Dev-Lis hayaleti, metropollerin ve taşraların meydanlarından, kentlerin yoksul mahallerine kadar dolaşan bir hayalet… 50 yıldır ezilen halklara yoldaş olan, kadınların kurtuluş mücadelesine yoldaş olan, devrimci gençlik hareketine öncü olan bir hayalet…

Amerika’nın Vietnam’da Vietkong direnişçilerinin çetin mücadeleleri sonucu hüsran yaşaması aynı zamanda Amerika’da başlayan savaş karşıtı hareketlerin etkisiyle dünyada 68 hareketi diye nitelendirilen bir akım başlamış ve bu akım Türkiye’de Dev-Genç kisvesiyle ete-kemiğe bürünmüştü. Dev-Genç hareketi Türkiye’de çok kısa bir zaman içerisinde hemen her yeri sardı. Bu durum 69 yılında devletin “komünist yetiştiriyor” diyerek üniversiteleri kapatmasına kadar vardı. Dev-Genç kadroları bunu bir fırsata çevirerek toplumun her kesimini devrimci bir potansiyelle dönüştürdü. Bazı Dev-Gençlilerin Liselere yönelmesiyle de Dev-Lis Türkiye devrimci hareketi içerisinde tarih sahnesine adımını attı.

Bugün bakıldığında Dev-Genç’ten bu yana zaman zaman siyasi faaliyetleri kesintiye uğrasa da aynı dinamizmle varlığını devam ettirebilmiş tek harekettir Dev-Lis. Bu yönüyle Türkiye devrimci hareketinin hafızasıdır demek yanlış olmaz. Çünkü Dev-Lis’in ruhu bugüne 6. Filo’yu denize dökenlerin, Komer’in arabasını yakanların arasından süzülüp gelmiştir. Yalnızca anti-emperyalist gençlik eylemleriyle değil, emekçi direnişleriyle de yoğrulmuştur Dev-Lis’in hamuru. Dev-Lis’e karakteri 15-16 Haziran direnişi, Tariş, Tekel’de yoğrulmuştur.

Dev-Lis 50 yıllık geçmişinde pek çok bedel de ödemiştir. Birçok darbe, katliam ve cinayet görmüş, yaşamış, bunlara maruz kalmıştır. 1977 1 Mayıs’ında katledilen Liseli Jale Yeşilnil’dir Dev-Lis ya da 12 Eylül darbesinin ilk idamı olan Necdet Adalı…

50 yıl insanlık tarihinde bir göz açık kapama kadar kısa bir süredir. Fakat neredeyse bir insan ömrüdür aynı zamanda. Coğrafyamızdaki siyasi gelenekler açısından ise çok önemli bir zaman dilimidir. Orta Doğu’nun hiçbir yerinde bir siyasi gelenek yoktur ki zamanın darbelerine dayanabilmiş olsun.

Bu kadar köklü ve uzun bir geçmişe sahip olmanın avantajlarının yanı sıra dezavantajları da olacaktır elbet. Eski alışkanlıklarından kopamamak, geçmişin şaşaalı günlerinin büyüsünden kurtulamamak; bugünkü şartlara uygun, doğru yol-yöntemlerin bulunması gibi noktasında atalet risklerini barındırmaktadır. “Biz hep böyle yapıyorduk… Bizden öncekiler de böyle yapmış…” gibi söylemler Dev-Lis’i atalet çukuruna çeken söylemlerdir. Bunlardan arkaya bakmadan kaçmak gerekir. Dev-Lis her daim kendisini yeni olanla, çağdaş olanla var etmiş öncü bir yapıdır. Yaşam kaynağını kendi potansiyel kitlesinin içine yayılan köklerinden alır. Hiçbir zaman eskinin silahıyla bugünün savaşını vermeye kalkmamış, eski argümanlarla yeni bir sonuç almaya çalışmamıştır.

Nicelikten bağımsız olarak Dev-Lis’i yok edilemez bir kale yapan en önemli unsurlardan biri de ortaya koyduğu iddia ve üzerine aldığı sorumluluklardır. Adı üzerinde o devrimci Liselilerin hareketidir. Başlıca varlık ve mücadele alanı Liseler ve genel olarak eğitim sisteminin yarattığı eşitsizlikler ve adaletsizliklerdir. Bu alana dair sınıfsal yaklaşımlarla öneriler üretmiş, mücadelenin şeklini belirlemiş ve devrimci hareketin hatta eğitim sendikalarının ufkunu açmıştır. Geçmişte örgütlü olduğu bağzı(!) alanlarda eğitimciler ve idareciler tarafından, öğrencilerin temsilcisi olarak muhatap alınmıştır. Dev-Lis’in kendi alanında mütevazı olmasına kesinlikle ihtiyacı yoktur. Her zaman hedefi çok daha ilerisinde bir güç olmalıdır

Dev-Lis eğitim sistemine dair mücadelesinin yanında hem ülkenin hem de dünyanın politik gündemlerine de kayıtsız kalmamış, her konuda gücü oranında sokaklara çıkmaktan geri durmamıştır. Hatta en büyük bedelleri de bu şekilde ödemiştir. Başta Gezi direnişi olmak üzere, NATO, İMF toplantıları gibi, polisin göstericilere sert müdahale ettiği, pek çok insanın yaralandığı yüzlercesinin gözaltına alındığı, bağzılarında da tutuklandığı eylemlerde Dev-Lis hep ön saflarda yerini almıştır. Yine başta eğitim emekçileri olmak üzere sağlık emekçilerinin, ağır sanayi işçilerinin, kamu emekçilerinin ve üniversite öğrencilerinin her boykotunda ve grevinde onlarla omuz omuza alanlara çıkmış ve güç vermiştir.

Newrozlara ve spontane gelişen her eyleme en güçlü şekilde katılım sağlayarak ezilen halkların safında olduğunu, emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı enternasyonalist cephede yer aldığını dosta düşmana ilan etmiştir.

Dev-Lis’in tarihi boyunca en güçlü olduğu yerler hep faşistlerin en yoğun saldırılarının olduğu alanlar olmuştur. Hiçbir zaman gözünü budaktan sakınmamıştır. Küçük burjuva kolaycılığı yerine hep anaforlara dalan bir duruşu olmuştur Dev-Lis’in inatçı, vazgeçmeyen, direngen karakteri de buradan gelir ki anti-faşist mücadelenin de en önünde duran hareketlerden biridir.

68’lerde Fransa’da ortaya çıkan “özgürlük sokaktadır” sloganını kendine şiar edinmiş ve buna göre konum almıştır. Hiçbir zaman kendini saklama, korumaya alma, kış uykusuna yatma ihtiyacı hissetmemiştir. Her zaman devinimden, dinamizmden beslenmiş, kendini sokaklara, meydanlara atmak için fırsatlar kollamış, fırsatını bulduğu anda ise bir an bile tereddüt etmemiştir.

Lise çağı insanların kişilik ve karakterlerinin tam anlamıyla şekillendiği çağdır. Birçok genç bu çağda belki de ilk kez kendi mahallesinin dışına çıkar, kendi çevresi dışında başka çevrelerle ilişkiler kurmaya başlar. Normal koşullarda Liseye başlayan her gencin temas kurduğu ilk çevre toplumsal açıdan problemli çevrelerdir. Uyuşturucu vb. gibi pek çok alışkanlığın en yaygın olduğu/yayıldığı grup budur. En iyi ihtimalle insanlar bu çağlarda sistemin gerçek yüzü olan rekabet ve başka birçok ahlaksız mücadele yöntemi ile bu dönemde tanışır. 

Dev-Lis tam da böylesine önemli bir dönemde insanların karşısına çıkarak onları alternatif bir kişilik ve yaşam tarzı sunar. Liseliler henüz sistem tarafından tamamen zehirlenmeden onlara insan olduklarını hatırlatır, rekabet yerine dayanışmayı yardımlaşmayı, başkalarının üzerine basarak yükselmek yerine toplumsal kazanımı örgütler. Yozlaşmanın yerine sorgulayan, mücadele eden, haksızlığa boyun eğmeyen ezilenden yana taraf olan bir gençlik yaratmak konusunda var gücüyle çalışır. Bu dönemde Dev-Lis ile tanışmış insanların yaşamlarını ve yaşama bakışlarını geri dönülmez olarak değiştirir. Pek çok insanın -bazı sebeplerle kavgadan ayrı düşmüş olsa da- eski yaşamına geri dönüşü imkânsızdır. Çoğunluğu başka devrimci yapılarda en azından emek örgütleri ve sendikalarda mücadeleye bir yerinden tutunur. Bu anlamıyla Dev-Lis’e Türkiye devrimci hareketinin okuludur demek yanlış olmaz. 

Dev-Lis tarzı ve yöntem olarak üzerine aldığı sorumluluk ve tarihi itibariyle Türkiye’de Devrim ve Sosyalizm mücadelesinin teminatıdır. Dev-Lis ve Türkiye Devrimi’nin kaderi birbirine bağlıdır. Dev-Lis var oldukça hep bir umut var demektir.

Bu itibarla eski ve yeni tüm Dev-Lislilerin 50. yılını kutlarken herkesi Dev-Lis’in mücadelesine omuz vermeye çağırmayı kendime bir borç biliyorum. 

Yaşasın Dev-Lis. 

Yaşasın Dev-Lis’in onurlu mücadelesi