JAKOBENİZM GELENEĞİMİZ, BLANQUİ ONURUMUZDUR! – Okan Duman

JAKOBENİZM GELENEĞİMİZ, BLANQUİ ONURUMUZDUR!

Devrimci geleneğimiz olan Jakobenizm’e ve tarihsel anlamda bizlerin de önderleri olan Jakoben önderlere ve devrimci tarihimizin önderlerinden biri olmasıyla gurur duyduğumuz Blanqui’ye küfür etmek, bu aralar moda olmuş… Peki, neden bu kadar nefret ediyorlar? Bu sorunun yanıtını almak için, kısaca Jakobenleri tanıyalım…

Kimdir bu Jakobenler? Neden bu kadar çok nefret ediliyor, topu topu 14 ay iktidarda kalan bu politik ekipten? Egemen burjuvaziye nasıl bir yara verdi ki aradan 200 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, hala güçlü bir nefret ve kinle saldırıyorlar Robes Pierre’ye, Marata’ya ve Babeuf’a? Bu soruların cevabını Jakobenlerin 14 aylık iktidarında arayalım, bakalım bu 14 aylık iktidarlarında neler yaptılar…

Jakobenler iktidarı aldıktan 22 gün sonra yeni bir anayasa yapmışlardır. Bu anayasaya göre “aktif-pasif” vatandaş ayrımı ortadan kaldırılarak, vergi ödeme şartı aranmaksızın herkese oy hakkı tanınmıştır. Devlete, çalışma gücü olmayan vatandaşların geçimini sağlama zorunluluğu yüklenmiştir. Eğitim hakkı tüm vatandaşlar için geçerli olmuştur. Üretim araçlarının mülkiyetine dokunulmamış ama kamulaştırmalar ve müsadereler yoluyla feodal toprak beylerinin ve devrim düşmanı egemen burjuvazinin toprakları yoksul halka dağıtılmıştır. Devrimi boğmak isteyen, sayıları 17 bini bulan egemen burjuva giyotine yollanmıştır. Halk kurtuluş komiteleri kurularak yoksul halktan yeni bir ordu yaratılmış, Avrupa krallarının devrimi boğmak için giriştikleri savuşturulmuş, halkın açlık sorunu üzerine gidilerek radikal kararlar alınmıştır. Öğrencileri mesleki eğitime hazırlamak için parasız okullar inşa edilmiştir. Kız çocuklarının okuyabilmesi için kilisenin baskısından arındırılmış laik okullar meydana getirilmiştir. “Kralların tarihi, milletlerin boşuna kurban giden masumların isim cetvelinden başka bir şey değildir” denerek, kral 16.Louis ve kraliçe Marie Antoinette idam edilmiştir. 

Jakobenlerin kısa tarihini özetledik. Şimdi de devrimci tarihimizin önderlerinden biri olmasıyla gurur duyduğumuz Blanqui’yi tanıyalım. Blanqui asla egemen burjuvazi ile ezilen halk yığınları arasında uzlaşma aramamış, kişiliği ve devrimci eylemleriyle Fransız burjuvazisinin yüreğine dehşet ve korku salarken, Fransız yoksullarının ve proleteryanın umudu olmuş, ömrünün yarısından fazlasını burjuvazinin karanlık zindanlarında geçirdiği halde asla baş eğmemiş ve zindandan çıkar çıkmaz ilerleyen yaşına rağmen mücadelesine taviz vermeden devam etmiştir.

Yazıma başlarken de dile getirdim, Jakobenlere-Blanqui’ye küfür etmek özellikle bu günlerde moda olmuş durumda. Dünyada bu modanın sıkı takipçisi egemen burjuvaziyken, ülkemizde kendilerini devrimci maskesiyle gizleyen lafazanlardır.

Öncelikle Jakobenlere ve Blanqui’ye egemen burjuvazinin neden bu kadar saldırıp küfür ettiğinin cevabını, bizzat kendi ağızlarından verelim. Fransız burjuvazisinin en büyük kuruluşu MEDEF’in başkanı Laurence Parisot, ABD burjuvazisinin en etkili yayın organı Financial Times’a yıllar önce verdiği bir demeçte şöyle demişti : “Ben Fransız tarihini severim ama Fransız devrimini pek fazla sevmem. Devrim aşırı bir şiddet eylemiydi. Bunun hala sıkıntılarını çekiyoruz. Her birimizi bir kampta yer almaya mahkûm etti.” Fransız patroniçesi haklı, devrim onların gerçek yüzünü halka göstermiştir. İşte devrim böyle bir şeydir… Aynıları aynı yerde, ayrıları ayrı yerde toparlar herkes kendi sınıfının yanında yerini alır. Bizler nasıl ki aradan 2 bin yıl geçmesine rağmen Spartaküs’ü, 600 yıl geçmesine rağmen Şeyh Bedrettin’i unutmadıysak, burjuvazinin de 200 küsur yıl sonra kral 16. Louis ve kraliçe Marie Antoinette’yi unutmayıp, o kinle Jakobenlere saldırması gayet normaldir. Sanırım burjuvazinin Jakobenlere ve Blanqui’ye neden düşman olduklarının cevabını verdik. Peki, ülkemizdeki devrimci maskeli lafazanların Jakobenlere ve Blanqui ile derdi nedir? Şimdi de bunun yanıtını arayalım…

Ömrünü emperyalistlerin sosyalist ülkelere karşı yürüttükleri savaşlarda harcamış, Afganistan devrimini boğup Afgan emekçi halklarının köleleşmesi için ABD’nin silahşörlüğünü yapmış, emperyalistler tarafından kullanıma süresi dolunca kirli bir mendil gibi buruşturulup atılmış Usame Bin Ladin’e taparcasına hayranlık duyan, Ortadoğu halklarının baş düşmanı ve katili olan, emperyalist devletlerce ortaya çıkarılan Ezidi halkını katliamdan geçiren, Ezidi kadınlarını köle pazarlarında satan, Kürt halkına azgınca saldıran Daiş’e methiyeler dizen ülkemizdeki devrimci maskeli bu lafazanlar; iktidarda kaldıkları süre boyunca tüm halka seçme ve seçilme hakkı tanıyan, kilisenin eğitim sistemi üzerindeki baskılarını kaldırarak kız öğrencilere eğitimin önünü açan, halk düşmanı aşağılık burjuvaları “hürriyet düşmanlarına hürriyet yok!” diyerek giyotine yollayan ve buna benzer birçok eylem ortaya koyan Jakobenlere ve yaşamı bir onur ve direniş abidesi olan Blanqui’ye küfür ediyorlar… Peki, bu devrimci maskeli lafazanların Jakobenler ile derdi nedir? Bu sorunun yanıtını da okuyucuya bırakıyorum…

TEKİRDAĞ 1 NOLU F TİPİ HAPİSHANESİ

OKAN DUMAN   

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*