Şan Olsun Dev-Lis’in 50.Yılına! – Umut

Şan Olsun Dev-Lis’in 50.Yılına! – Umut

Böylesi bir iradenin, ısrarın, kararlılı- ğın ve ruhun yakıcılığının en elzem hissedildiği bir dönemdeyiz. İşte Dev-Lis’in 50.yılı böyle bir döneme denk geldi. 50. yılında Devrimci Liseliler’e düşen en büyük görev, tarih yazıcılığını devam ettirmek, o “güven-korku” misyonunu kuşanarak o ruhu yaşamak ve artık adım atmayı bırakıp koşmaya başlamaktır.

 

Zihinlerdeki prangalardan kurtulup okuduğunda, üstünde yaşadığımız toprakların köklü bir devrimci tarihe sahip olduğunu anlayabilirsiniz. Hem de azımsanmayacak bir maneviyatı, azmi ve kararlılığı buluruz o tarihte. Mansur’un hakikati, Şeyh Bedrettin’in devrimci pratiği, Pir Sultan’ın kararlılığı gibi bir çok pratik hakkı verildiğinde bugünlere yol göstericidir. Çağımızın bireylerine ve oluşumlarına baktığımızda her ne kadar bu mirasa yabancılaşanlar olsa da, bir onlar kadar da tarihe ve tarihine sahip çıkıp yaşatanlar var. Miras aldığı devrimci tarihi unutmayan, çıkışını yaptığı dönemin ruhunu hep bünyesinde taşıyan ve en önemlisi dostuna güven düşmanına korku veren yapısıyla yaşıyor ve yaşatıyor o tarihi; bozuk düzenin yiğit Dev-Lis’lileri…

Bu senede, çağımızda bir salgın haline dönüşen korku ve yılgınlık ortamında, kafelerin tıklım tıklım olduğu, giden boş çay bardaklarının yerini dolularının aldığı ve devrimi o masalarda tartışan devrimcilerin hızla türediği 2019 yılında, sokak sokak, ilçe ilçe gezen ve sözünü korkmadan söyleyen Dev-lis’lilerden öğreneceğimiz çok şey olacak.

1968’de üniversite gençliği tarafından “bu iş öyle olmaz, böyle olur” mantığıyla ateşlenen kıvılcımın harlandığı bir dönemde çıkış yapan Dev-Lis’i, elbette bu ruhtan azade tutamayız. Aldığı ruh, DevLis’i sınıflarla, koridorlarla veya okullarla sınırlı bırakamaz ve ülke siyasetinde aktif bir rol üstlendirir. Daha sonra gelişen 71’ kopuş sürecinde de bu rolüne devam etmiştir Dev-Lis’liler. Zaten 50 yıllık kesintisiz mücadele tarihiyle anlatıyor bu rolünü bizlere. Peki 50. yılın önemi sadece yarım asırdır var olması mı? Bu önemli bir faktör ama esas nokta, faşizmin kendisini iyice palazladığı son yıllarda insanlar kafalarını kuma gömerken Devrimci Liseliler’in 50. yıllarını coşkuyla haykırıyor ve bugün bile dostuna güven karşısındakilere korku salıyor olmasıdır. Bu “güven-korku” misyonu üzerinde biraz çok durmuş olabilirim ama bu tarihi yaşatan Dev-Lis’in o yegane misyonudur.

Bugün egemenlerin saldırılarından ve algı operasyonlarından en çok etkilenen alanlardan biri de eğitim alanı ve özelinde de liselerdir. Genel olarak iktidar sınıfların hakimiyetlerini sürdürmeleri için devamcılarına ihtiyaçları vardır. Özellikle de kendi ideolojileriyle yetişen dolayısıyla kadrolaşan insanlara ihtiyaç duyarlar. Bunu gidermek için yaptıkları çeşitli hamlelerden bir tanesi de gençliğin zihinsel temellerinin atıldığı liselerde “müfredat” adıyla yürüttükleri kendi ideolojilerini empoze çabasıdır. Bu durum, ülkenin en hareketli ve en önemli dinamiklerinden olan gençliği saflarına çekebilmek için başlatılan stratejik bir hamledir. İşte Dev-Lis’in dostuna yani Liseli gençliğe verdiği güvenin temelinde bu hamleyi doğru çözümleyip, buna karşı alternatif olarak ortaya kendisini koyması yatmaktadır. “Müfredat” adıyla okullarda öğrencilere dayatılan gerici, şoven ve militarist eğitimi ve yetiştirilmek istenen “nesil” modelini açıktan reddeden ve buna karşı her türlü bedeli ödeyen tarzıyla, egemenlerin gençliği kontrol altında tutmak için elleriyle okullara soktukları uyuşturuculara karşı yaşamı savunusuyla, toplumu kutuplaştırma yolunda okullarda uyguladıkları en önemli hamleleri olan rekabetçi anlayışı yıkıp liselilerle yan yana duruşuyla, toplumda meşrulaştırılmaya çalışılan taciz ve tecavüz olaylarının okullardaki yansımalarında onların anladığı dilden konuşarak liselerde söz sahipliği, gençliğin ise dostluğunu/yoldaşlığını ve güvenini kazanmıştır.

Bu konuda yaşadığım bir anıyı paylaşırsam uzun lafın kısasını anlatabilmiş olurum sanırım; bir gün liseli bir arkadaşla tanıştık ve sohbet ediyorduk. Sanırım İstanbul’un sıkıntılı liselerinden birinde okuyordu. Dev-Lis üzerine konuşuyorduk, arkadaş tam da yukarıda anlatmaya çalıştığım konuda bir düşüncesini paylaştı benimle. “Ben okulumda gerek idareyle gerekse de hocalarla bir sorun yaşadığımda, gidip şikayet etmem, DevLis’e gelirim. Biliyorum ki benim yanımda sonuna kadar durur.” demişti arkadaş.Sanırım özetliyor her şeyi bu anı.

Karşısındakilere saldığı korkuyu ise; 1977 kanlı 1 Mayıs’ından, 80 askeri darbesinin katlettiği Necdet Adalı’dan, faşist namluların ölümsüzleştirdiği Hüseyin Koç’tan aldığı mirası 2000’lere getirmesiyle, yoldaşlarını 2000’lerde yaşatmasıyla yapmaktadır. Ölümsüzleşen tüm yoldaşlarıyla sokak sokak barikatlarda direnişiyle yapmaktadır. Kendisiyle özdeşleştirip, yaşattığı sloganı olan “Özgürlük Sokaktadır”ı sınıflardan sokaklara haykırarak, bu sloganı kendisine en geçerli yöntem olarak belirleyerek ve hakkını vererek yapmaktadır.

Bir çok “devrimci” yapı bir devrim tarifi yapmaktadır. Buna dair de çeşitli yöntem ve yol haritaları ortaya koymaktadırlar. Fakat tarih, ortaya konan yol haritalarının konduğu yerde kalmasıyla yazılmıyor. Dev-Lis’e bu tarihi yazdıransa “En geçerli sözü sokakta söyleyeceğiz, özgürlük sokaktadır” sözünü pusula edinerek, iktidar gücünün en saldırgan olduğu dönemlerde, başkalarının sokağa çıkmayı bırakın sistemden küçük özgürlük kırıntıları koparmaya çalıştığı bir atmosferde, sokak ısrarında kararlı olup siyaseti sokaklara indirmiş, etrafını saran, saldıran kolluğa rağmen sesini duyurabilmiş, devrimci iradesini her seferinde tekrar tekrar yansıtmıştır.

Böylesi bir iradenin, ısrarın, kararlılığın ve ruhun yakıcılığının en elzem hissedildiği bir dönemdeyiz. İşte Dev-Lis’in 50.yılı böyle bir döneme denk geldi. 50. yılında Devrimci Liseliler’e düşen en büyük görev, tarih yazıcılığını devam ettirmek, o “güven-korku” misyonunu kuşanarak o ruhu yaşamak ve artık adım atmayı bırakıp koşmaya başlamaktır.

İşte 50. yılın özü ve esası bu koşudur.

Hayatlarının bir döneminde Dev-Lis ruhunu yaşamış, Lise sıralarında “Dev-Lis”lilik gömleğini giymiş ve bu tarihin bir parçası olmuş insanlar, bu maneviyatı hiç kaybetmezler ve nerede olurlarsa olsunlar bu maneviyata ve ruha ortak olurlar.

Fakat belki de o ruh ve maneviyat en çok hapishanelerde hissedilir. 50. yılıniradesi, ruhu, gururu, haklılığı ve kararlılığı dolar havalandırmalara. Belki bedenen 50. yılında Dev-Lis’ten uzaktadırlar fakat manevi olarak en yakın konumda olanlardır. Pratik olarak belki 50. yıl organizasyonu içerisinde yer alamazlar ama bunu kendilerinde yaşatırlar. İlk DevLis’le öğrenmiştir bir çoğu devrimciliği ve belleklerine ilk Dev-Lis ruhu kazınmıştır. Dev-Lis’i benimseyip, dostlarına güven, düşmanlarına korku salmışlardır. Ve bunu taşımanın gururuyla karşılamışlardır, egemenlerin baskı araçlarından biri olan hapishaneleri.

Bugün hapishanelerdeki 50. yıl coşkusu ve ruhu Dev-Lis’e, Dev-Lis’in coşkusu ve ruhu ise hapishanedeki yoldaşlara güç verecektir…

“ŞAN OLSUN DEV-LİS’İN 50. YILINA!”