TRUVA ATINI “DEH”LEMEK

Yukarıdaki karikatürü görünce hem güldüm hem de bazı şeyleri somutlamak açısından iş görebileceğini düşündüm. Tamam tamam, çok gülmedim, komik değil pek. Ben zaten Özer Aydoğan ve Yiğit Özgür’ü seviyorum, azıcık da Umut Sarıkaya, belki bir tutam da Erdil (: Neyse, çok komik olmadığını kabul ederek devam edersem, ne var şimdi bu karikatürde, yine neyi somutlayacaksın paşam?

Karikatürün espirisi (hani şu güldürmeyen espiri) truva atının kullanılamaması üzerine… Meşhur Truva Atı taktiği… Zamanında bu atı yapmışlar, askerleri içine zulalamışlar, bırakmışlar düşman kalesinin surlarının önüne. Düşman bunu hediye sanıp almış surların içine, sonra askerler çıkmış bir anda falan filan işte… Serüvenci bir zihnin üretimi. Bu fikri ortaya “atana” başlarda çok “atıp-tutan” olmuştur kesin, olacak iş mi gibisinden. Ama neticede, düşmanın taktik gücünü, yani surları aşabilmiş Truva Atı… Güçlü surlarla inşa edilmiş “taktik yönetim” parçalanmış…

Karikatürdeki Truva Atı ise sigorta kapsamından çıkmış. Truva Atının mevzusu, çaktırmadan askerlerin surları aşması ve saldırmasıyken, karikatürdekiler binmişler atın tepesine, dayanmışlar surlara bağıra çağıra! Araç-amaç diyalektiğinde kısa devre… Bazı bazı, “kesintisiz”in aynen bu şekilde “kavranamadığını” düşünüyorum. Araç, amaca hizmet edemediği zaman tablo karikatürdekinden farksız oluyor; yani iş, “karikatürize edilmiş” oluyor (: Güzel insanlar binbir emekle üzerinde düşünüp tartışıp Truva Atını yapıyorlar, birileri de 40 yıllık ezberleri “eyer” niyetine kullanıp atlıyorlar atın sırtına, sonra “hurra!”. “ALLAALLAALLA!”…

Karikatürdeki diğer vurgu, Truva Atının Osmanlı Padişahı* tarafından yeniden yaptırılmış olması… Yani tekerrür çabasının sonucu, klasik tahlile cuk diye oturmuş, “ilki trajediyse, ikincisi komedi olur…” Truva Atının, aracın yapısal yönünün kavranmamış oluşu karşımıza çıkıyor burada. Taktik yönetimi parçalayabilmek için olmazsa olmaz olan derinleşme ve yaratıcılığın üzerinden “atlanılmış”, bu yapısal zorunluluğa çalım atmaya çalışılmış… Sonuç: “Bizimkiler beceremedi…”

*Bugün meydanlarda anlatılan, şoven zehir saçan tarihin ötesine baktığımızda, birçok Osmanlı padişahı, en başta Fatih, derinleşme, yaratıcılık ve düşmanın taktik üstünlüğünü parçalama gibi meselelere –karikatürdekinin aksine- özenle yoğunlaşmış ve bu şekilde tarihsel zaferin mimarı olmuştur…

Not: Karikatürün çizeri, ürününün böyle bir yazıya konu olacağını hiç hesap etmemiştir herhalde (: “Doruktan” arkadaş, eskaza bu yazıyla bir yerde denkleşirsen, telif hakkını almadan ürününü kullandım, affola! Ayrıca espiri komik değil ama diğer karikatürlerinden birçoğuna katıla katıla gülmüştüm, yani “severek takip ediyoruz abi” (: Saygılar, sevgiler…